Bir öğretmen öldürüldü.
Bir haber geçti ekranlardan.
Kısa bir altyazı…
Birkaç saatlik öfke…
Sonra hayat devam etti.
Ama bir öğretmen öldüğünde sadece bir insan ölmez.
Bir sınıfın güveni ölür.
Bir çocuğun “büyüyünce ben de…” hayali yaralanır.
Bir annenin evladını emanet ettiği vicdanın içi kanar.
Öğretmen;
tahtaya yazı yazan değil, karanlığa ışık tutandır.
Ve biz bugün şunu sormalıyız:
Bir çocuk, bir öğretmeni öldürecek kadar ne yaşadı?
Bir toplum, bir öğretmeni koruyamayacak kadar neyi kaybetti?
Bu sadece bir asayiş haberi değildir.
Bu, değerlerimizin nabzıdır.
Şiddetin sıradanlaştığı,
saygının zayıfladığı,
öfkenin dil haline geldiği bir çağdayız.
Okullara güvenlik görevlisi koyarak vicdanı koruyamazsınız.
Kameralar takarak
merhameti büyütemezsiniz.
Eğer bir öğretmen sınıfta can veriyorsa,
o sınıfın duvarlarında sadece boya değil,
toplumun ihmali de vardır.
Bugün bir öğretmeni toprağa verdik.
Ama asıl korkmamız gereken şu:
Eğer bu haber de unutulursa,
işte o zaman gerçekten bir şey ölmüş olacak.
Ve o şey, bir insan değil…Bir milletin vicdanı olacak.

Galatasaray
Fenarbahçe
Samsunspor
Beşiktaş
Başakşehir
Eyüpspor
Göztepe
Trabzonspor
Kasımpaşa
Konyaspor
Antalyaspor
Gaziantep FK
Kayserispor
Rizespor
Alanyaspor
Sivasspor
Bodrum FK
Hatayspor
Adana Demir
Kocaelispor
Gençlerbirliği
F. Karagümrük
İstanbulspor
Erzurumspor FK
Bandırmaspor
Iğdır F.K
Boluspor
Amed Sportif F.
Çorum Fk
Ümraniyespor
Erokspor
A. Keçiörengücü
Pendikspor
Sakaryaspor
Ankaragücü
Manisa FK
Şanlıurfaspor
Bir Yorum Bırakın